20 Eylül 2016 Salı

Savaşmamayı öğrendim ben


     Savaşmamayı öğrendim ben. Geçen zamanın canımı çok yaktığına şahit oldum, geçmeyecek sandığım acıların geçtiğini, sonra yenilerinin geldiğini, onların da geçtiğini... Hayatın aslında kendisinin bir savaş olduğunu ve bu savaşı savaşarak değil kabul ederek kazanabileceğimi fark ettim. Aşkın, güzel ama iç acıtıcı olduğunu, gülüşüne ömrümü feda edebileceğim adamın, saçının teline zarar gelse dünyaları yakabileceğim adamın, aslında bir boka değmediğini içim yana yana öğrendim mesela. İçim yandıkça bir sigara yaktım, ciğerim küle döndü, yine de her gel dediğinde gittim ben aşkım uğruna. Sandım ki aşk için savaşmaya değer. Sonradan öğrendim, aşkın zırvalıktan ibaret olduğunu. Onun başkasıyla uyuduğunu öğrendiğimde, sabahlara dek uyumadım mesela. Sonunda vazgeçtim. Vazgeçmek çok acıtmadı da vazgeçmek zorunda bırakılmış olmak acıttı biraz aslında. O, başkası var diyince, mecbur yoluma devam ettim ben de. O saatten  sonra savaşmanın anlamsız bir kelimeden başka bir şey olmadığını kazıdım hafızama. Sonra, gelene hoş geldin gidene eyvallah diyecek kıvama geldim. Yaşadım, yaşıyorum, kim bilir belki de daha uzun yıllar yaşayacağım. Ama bir daha asla kendimden başka kimse için uğraşmayacağım. Ben bir daha asla aşk için savaşmayacağım, ben o defteri, o gittiğinde kapattım. 
       
                                                            i.y.ayboran

7 Eylül 2016 Çarşamba

Susuyorum


     Bazen dayanamayacak gibi oluyorum. O anlarda, sen nelere dayandın, bu da geçecek demek istiyorum kendime. Olmuyor, susuyorum. Sesi geliyor aklıma, o çok sevdiğim sesi, susuyorum. Öpüşünü anımsıyorum, susuyorum. Ağlamaktan şişmiş gözlerime bakıyorum aynada, birlikte uyandığımız ilk sabah, makyajsız yüzümden çekinirken ben, yüzümü avuçlarının arasına alıp, 'sen makyajsız da güzelsin' dediğini anımsıyorum, susuyorum. Nedense o sokak geliyor hep gözümün önüne. Evine giden o yol. Binlerce kez birlikte yürüdüğümüz yol. Hep birlikte yürüyeceğimizi sandığım yol. Bir gün o yolda yürürken, birden, ' yıllar sonra da bu yolu böyle yan yana yürüyeceğiz' dediğini anımsıyorum, susuyorum. Özlüyorum, susuyorum... Ağlıyorum, susuyorum... Çok şey var içimde, söylemek istiyorum, susuyorum. Duymayacak biliyorum, duysa da dönmeyecek onu da biliyorum. Ah... Çok özlüyorum, arayıp bir merhaba bile diyemiyorum. Susuyorum...

                                                            i.y.ayboran

5 Eylül 2016 Pazartesi

Aylardan Kasımdı


     Aylardan Kasımdı. Soğuk olmasına soğuktu ama üşümüyordum. Hafiften ürperdiğim anda, kolu belime dolanıyordu nasılsa. Üşümüyordum, bedenim onun yanında Temmuz sıcağıydı adeta. Aylardan Kasımdı. Birlikte oturmuş bir banka, denizi izlemiştik yan yana. Sohbet etmiştik uzun uzun, şarkılar söylemiştik bir ağızdan. Aylardan Kasımdı. İlk kez o gün değmişti elleri ellerime, içimi sıcacık bir his kaplamıştı. Çakmağıyla yakarken sigaramı, ince uzun parmaklarını izleme fırsatını yakalamıştım. Güzeldi, saçlarıma değdiğini düşünmüştüm o parmakların. İçime kuşlar gelip yerleşmişti. Gününden emin değilim ama aylardan Kasımdı. O zamanlar ansızın girivermişti hayatıma, çok değil, kısa bir zaman önce, kısa sürede, canımın yarısı olmayı başarmıştı. Canım olmuştu ben fark etmeden, o gidince yarım kalmıştım. O gelmişti, aylardan Temmuz görünümlü 
Kasımdı. 

                                                    i.y.ayboran