Savaşmamayı öğrendim ben. Geçen zamanın canımı çok yaktığına şahit oldum, geçmeyecek sandığım acıların geçtiğini, sonra yenilerinin geldiğini, onların da geçtiğini... Hayatın aslında kendisinin bir savaş olduğunu ve bu savaşı savaşarak değil kabul ederek kazanabileceğimi fark ettim. Aşkın, güzel ama iç acıtıcı olduğunu, gülüşüne ömrümü feda edebileceğim adamın, saçının teline zarar gelse dünyaları yakabileceğim adamın, aslında bir boka değmediğini içim yana yana öğrendim mesela. İçim yandıkça bir sigara yaktım, ciğerim küle döndü, yine de her gel dediğinde gittim ben aşkım uğruna. Sandım ki aşk için savaşmaya değer. Sonradan öğrendim, aşkın zırvalıktan ibaret olduğunu. Onun başkasıyla uyuduğunu öğrendiğimde, sabahlara dek uyumadım mesela. Sonunda vazgeçtim. Vazgeçmek çok acıtmadı da vazgeçmek zorunda bırakılmış olmak acıttı biraz aslında. O, başkası var diyince, mecbur yoluma devam ettim ben de. O saatten sonra savaşmanın anlamsız bir kelimeden başka bir şey olmadığını kazıdım hafızama. Sonra, gelene hoş geldin gidene eyvallah diyecek kıvama geldim. Yaşadım, yaşıyorum, kim bilir belki de daha uzun yıllar yaşayacağım. Ama bir daha asla kendimden başka kimse için uğraşmayacağım. Ben bir daha asla aşk için savaşmayacağım, ben o defteri, o gittiğinde kapattım.
i.y.ayboran
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder