7 Eylül 2016 Çarşamba

Susuyorum


     Bazen dayanamayacak gibi oluyorum. O anlarda, sen nelere dayandın, bu da geçecek demek istiyorum kendime. Olmuyor, susuyorum. Sesi geliyor aklıma, o çok sevdiğim sesi, susuyorum. Öpüşünü anımsıyorum, susuyorum. Ağlamaktan şişmiş gözlerime bakıyorum aynada, birlikte uyandığımız ilk sabah, makyajsız yüzümden çekinirken ben, yüzümü avuçlarının arasına alıp, 'sen makyajsız da güzelsin' dediğini anımsıyorum, susuyorum. Nedense o sokak geliyor hep gözümün önüne. Evine giden o yol. Binlerce kez birlikte yürüdüğümüz yol. Hep birlikte yürüyeceğimizi sandığım yol. Bir gün o yolda yürürken, birden, ' yıllar sonra da bu yolu böyle yan yana yürüyeceğiz' dediğini anımsıyorum, susuyorum. Özlüyorum, susuyorum... Ağlıyorum, susuyorum... Çok şey var içimde, söylemek istiyorum, susuyorum. Duymayacak biliyorum, duysa da dönmeyecek onu da biliyorum. Ah... Çok özlüyorum, arayıp bir merhaba bile diyemiyorum. Susuyorum...

                                                            i.y.ayboran

5 Eylül 2016 Pazartesi

Aylardan Kasımdı


     Aylardan Kasımdı. Soğuk olmasına soğuktu ama üşümüyordum. Hafiften ürperdiğim anda, kolu belime dolanıyordu nasılsa. Üşümüyordum, bedenim onun yanında Temmuz sıcağıydı adeta. Aylardan Kasımdı. Birlikte oturmuş bir banka, denizi izlemiştik yan yana. Sohbet etmiştik uzun uzun, şarkılar söylemiştik bir ağızdan. Aylardan Kasımdı. İlk kez o gün değmişti elleri ellerime, içimi sıcacık bir his kaplamıştı. Çakmağıyla yakarken sigaramı, ince uzun parmaklarını izleme fırsatını yakalamıştım. Güzeldi, saçlarıma değdiğini düşünmüştüm o parmakların. İçime kuşlar gelip yerleşmişti. Gününden emin değilim ama aylardan Kasımdı. O zamanlar ansızın girivermişti hayatıma, çok değil, kısa bir zaman önce, kısa sürede, canımın yarısı olmayı başarmıştı. Canım olmuştu ben fark etmeden, o gidince yarım kalmıştım. O gelmişti, aylardan Temmuz görünümlü 
Kasımdı. 

                                                    i.y.ayboran

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Ona hiç kıyamadım

Aylar sonra aradım onu ani bir kararla. Ezberimdeydi hala numarası silememiştim hafızamdan. Kısa bir, nasılsın iyiyim gevelemesinden sonra, iyi bak kendine diyerek kapatmaya çalıştım telefonu, aramam saçmaydı zaten en başından. Kapatmak üzereyken adımı duydum sesinden, içim ezildi bi an. Belli etmedim, 'efendim' dedim, 'seni çok özledim' dedi,  'bende seni özledim' dedim, 'kendine iyi bak, görüşürüz' diyip kapattı ardından telefonu. Yine beni benden etmişti işte ses tonu. Telefon elimde bakarken ekrana boş gözlerle, yanağımdan süzülen göz yaşını silmeye gerek duymadım. İçimden, konuştuklarımızı tekrar etmeye başladım. Yanımda oturan amcanın sesi böldü iç sesimi. 'Çok mu sevmiştin' dedi bana ansızın, hiç duraksamadan cevap verdim. Kendimi çoktan çöpe attım ama ona hiç kıyamadım...

                          i.y.ayboran 

14 Nisan 2016 Perşembe

Bilindik hikaye işte

İnce, uzun parmakları vardı. Yüzümü ellerinin arasına alıp, alnımdan öperdi beni. Hatta son gecemizde de yapmıştı aynı şeyi. Canım derdi bana, canım içimden çıkıp ona koşardı her defasında. Kızardı bazen, öfkelenirdi bana ama ben her halini çok severdim onun, o bilmezdi hiç. Hiç kızamazdım ben ona, hiç küsemezdim, en çok kırılmam gereken anlarda bile. Kalbimin içine bir kuş girip hızla kanat çırpıyor gibi olurdum onun yanına gittiğim zamanlarda. Hayran hayran dinlerdim onu ne anlattığına bakmaksızın. Çok yalan söylerdi, bilirdim ama bilmezlikten gelirdim sırf o üzülmesin diye. Zaten ben kimi üzmek istemesem, o üzerdi beni neticede. Neyse, mevzuya geri dönecek olursak; ince, uzun parmakları vardı onun. Kimi zaman saçlarımda dolanır, kimi zaman vücudumu okşardı. Sonra her şeyim olan o ellerin, bir başka eli tuttuğunu öğrendim, birlikte kaldığımız o son gecede hem de. Sonra ne mi yaptım? O bana siktir git dedi, ben de gittim. Bilindik hikaye işte. Unuttun mu derseniz eğer, ne yalan söyleyeyim, onu sevmekten hiçbir zaman vazgeçemedim. Ben gittim ama gidişim onu bitiremedi. O bana siktir git dedi ama ben onu bir türlü siktir edemedim. 

                                                                 i.y.ayboran

27 Kasım 2015 Cuma

Ben seni çok özlüyorum...



Özleseydi arardı diyorum 
Ve sen aramadığın için 
Ben kendimi sessizlikle cezalandırıyorum...
Şimdi yanında olmak isterdim aslında 
Başım göğsünde, sana sarılıp film izlemeyi 
Saçlarımda dolaşan parmaklarını hissetmeyi 
Üşüyen ayaklarımı ısıtmaya çalışan ayaklarını fark edip gülümsemeyi...
Ne bileyim ben işte 
Söyleyemediğim bir çok şeyi yapmak isterdim şu anda seninle...
Şimdi neredesin 
Kimlesin ve ne yapıyorsun bilmiyorum ama 
Ben seni düşünüyorum...
Söyleyemiyorum belki ama
Okursan şayet bil ki;
Ben seni çok özlüyorum...

i.y.ayboran

6 Kasım 2015 Cuma

Kolların başka kollarda nasılsa...


Mutsuzum diyemeyecek kadar yorgunum aslında 
Ve yeniden birine güvenemeyecek kadar kırgın...
Hata sende değil aslında 
Kalbim yanlışların en büyüğünü yapıyor son zamanlarda... 
Gel diyemeyecek kadar yorgunum aslında 
Ve teselliyi başka omuzlarda arayacak kadar kırgınım sana... 
Gel desen gelirdim elbet ama 
Ne sen gel dedin 
Ne de ben gelebilirim artık 
Bana baktığın gözlerle Başkasına baktığını fark ettiğim andan sonra... 
Kırgınım hayli aslında 
Susup, uyumaya çalışıp 
Beceremeyip şişelere sığınmaya çalıştıkça 
Daha da kırılırım...
Ben oldukça kırgınım da 
Senin bunu anlayasın yok aslında 
Gözlerin başka gözlerde 
Kolların başka kollarda nasılsa... 

i.y.ayboran

2 Ekim 2015 Cuma

Sen beni ...



Sen beni karanlıklarda bırakıp 
Günün aydın olsun dedin... 
Sen beni çıkmaz sokaklarda bırakıp
Yolun açık olsun dedin... 
Hatırlıyorum da,
Sen bana zamanında 
Seni seviyorum bile dedin...

 i.y.ayboran